Home Güncel ADALET SAĞLANMADAN YAS TUTMA OLMAZ

ADALET SAĞLANMADAN YAS TUTMA OLMAZ

Ankara’da bulunan Mali Müşavirler ve Muhasebeciler Birliği Derneği, Adalet Peşinde Aileler Platformu ve Halk Ozanları Kültür Derneği olarak 6 Şubat Depremlerinin 3. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen anma etkinliğine “yas tutma hakkı” damga vurdu. 

Kumrular Caddesi’nde bulunan Ankara Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası’nda yapılan anma programına depremzedeler, bilim insanları ve sanatçılar katıldılar. Programın sunumunu yapan Edebiyat Öğretmeni ve Yazar Sadık Güvenç’in Kemal Özer’in

            “Biz susuyorsak dostlar, niye konuşsun toprak?

              Açmıyorsak ağzımızı, dağlar neden dile gelsin?

              Niçin hesap sorsun gül, niye sahip çıksın ırmak

             Biz acısını ve anısını unutursak ölülerimizin?” şiirini okumasıyla başlayan anma, “Unutmadığımızı ve susmadığımızı, ölülerimizin hesabını sormaya devam edeceğimizi buradan haykırarak sizleri, depremde kaybettiğimiz tüm canlar için 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyoruz.” demesiyle hüzünlü bir atmosfere dönüştü. Saygı duruşunun ardından, “Adlarını yüreğimizde taşıyacak ve anılarını mücadelemizle yaşatacağız!” vurgusu yapıldı.

Açılış konuşmasını yapan Mali Müşavirler ve Muhasebeciler Birliği Derneği Ankara Şubesi Başkanı Volkan Kaplan, “Depremde kaybettiğimiz bütün canları anıyor, ailelerine başsağlığı diliyoruz. Haksızlık ve adaletsizlikle karşılaşan depremzedelerin mücadelesini destekliyor, her zaman yanlarında olcağımızı belirtiyoruz.” dedi. 

Depremde yakınlarını kaybedenler tarafından kurulan Adalet Peşinde Aileler Platformu adına konuşan Haydar Kartay, “Ben Altınözü’nün Keskincik köyünde öğretmenlik yapan oğlumu ve torunumu Antakya’da kaybettim. Onların acıları içimizde kor gibiyken, yaşanan haksızlıklara karşı hak arama mücadelesine başladığımızda hep engellerle karşılaştık. Platform olarak tüm deprem bölgesinde davalar açtık, açılan davaları takip ettik. En son Aralık 2025’te 11. Yargı Paketine konan 27. maddeyle depremde yıkılan binaların imar planlarının, inşaat denetimlerinin altında imzası bulunan kamu görevlilerinin -olası kasıttan yargılanmaları için biz mücadele ederken- cezadan muaf tutulmaları hedeflendi. Bunun için Meclis’te teklif görüşülürken gerek parlemonta binasında gerekse Cemal Süreya Parkı’nda yağmur ve kar altında mücadele verdik. 27. Maddenin tekliften çıkarılmasını başardık ama mahkemelere el altından gönderilen yazılarla ne yazık ki depremzede ailelerin taleplerinin aksi yönde kararlar verilmeye devam ediyor. Buna karşı da mücadelemizi sürdüreceğiz.” dedi. 

Reyhanlılı şair-yazar ve çevirmen Arif Berberoğlu’yla şair Mehmet Ercan’ın okudukları şiirler, hem dinleyenleri düşündürdü hem de direnme umudu aşıladı.

Anmanın söyleşi bölümünde “Yas Tutma Hakkı” değişik boyutlarıyla değerlendirildi. Araştırmacı ve yazar Müslüm Kabadayı, “Bilinen 7 bin yıllık savaş tarihinde yaşan katliamların temel nedeni kaynakların egemen sınıflar tarafından sömürülmesi ve paylaşımıdır. Bugün de Ortadoğu başta olmak üzere Ukrayna ve diğer bölgelerde yaşanan savaşların, katliamların temel nedeninin, ABD başta olmak üzere emperyalist devletlerin ve çok ülkeli şirketlerin bizim gibi ülkelerin enerji, maden, değerli mineraller, su vb. kaynaklarını yağmalamak olduğunu apaçık görmekteyiz.” dedi.

Tarihte yaşanmış büyük savaş ve katliamlardan örnekler veren Kabadayı, “Günümüz bilim ve teknolojisiyle önlenebilir olan deprem başta olmak üzere tüm doğal afetlerde yaşanan büyük yıkımlar da katliama dönüşmüştür. Örneğin, depremselliğinin büyük risk taşıdığı ve 150 yıldır büyük deprem yaşanmadığı için her an büyük depremin beklendiği, 2021’de Hatay Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün AFAD’la birlikte hazırlanan İl Afet Risk Azaltma Planı’nın da ortaya konduğu anlaşılmaktadır. Bu İRAP’ta Hatay’daki tüm devlet kuruluşlarının, yetkili yerel yönetimlerin neler yapacağı planlandığı halde 6 Şubat’a kadar hiçbir önlemin alınmadığı görülmektedir. Dolayısıyla gerekli önlemleri almayan tüm kamu kuruluşlarının yöneticileri olası kasttan yargılanıp hak ettikleri cezaları alması gerekirken, büyük çoğunluğu hakkında mahkemeye verilme izni çıkmamıştır. Aradan üç yıl geçtiği halde adalet sağlanmadığından depremzede aileleri yaslarını tutamamışlardır. Benim ‘Yağma Yıkım Düzeni’ olarak adlandırdığım ve Türkiye’de 2001 krizinden sonra hızla uygulamaya konan extraktivizm (kazıcılık) sermaye birikim rejimi nedeniyle Kaz Dağları, Akbelen başta olmak üzere ülkemizin dağları, ormanları, zeytinlikleri yağmalanmaya başlanmıştır. Sadece inşaat ve maden-metal sektörüne yapılan bu vahşi ya(p)tırımlar düzenden en çok etkilenen bölge ve iller arasında 6 Şubat’taki depremlerin gerçekleştiği yerler dikkat çekmektedir. Bu illerden, sosyo-ekonomik gelişmişlik bakımından 2003-2017 arasında Adana 8. sıradan 27. sıraya, kahramanmaraş 44. sıradan 58. sıraya, Hatay da 27. sıradan 39. sıraya, Şanlıurfa 63. sıradan 73. sıraya, Osmaniye 47. sıradan 54. sıraya gerilemiştir. 6 Şubat depremleri sonrasında deprem bölgesindeki Adana, Diyarbakır, Kilis hariç diğer illerde durum daha da kötüleşmiştir. 2025 verilerine göre Adıyaman 69., Hatay 50., Kahramanmaraş 63., Şanlıurfa 79., Osmaniye 57. sıraya gerilemiştir.

6 ve 20 Şubat depremlerinin en çok etkilediği Hatay, depremin üzerinden 3 yıl geçmesine karşın sağlıklı konut, içme suyu, temiz hava, sağlık sorununu bile çözülememiş Antakya, Defne, Samandağ ilçelerinde çadır ve konteynerlerde yaşayan halkın, salgın hastalık riskiyle karşı karşıya geldiği bir ilimizdir. Bundan sonra deprem vb. Büyük yıkımların önlenmesi için Türkiye’nin bu yağma ve yıkım düzeninin değişmesi şarttır. Bilimsel çalışmalara dayanan kamucu kalkınmanın sağlandığı, kaynakların vatandaşa eşitçe dağıtıldığı bir sosyo-ekonomik düzenin inşa edilmesi gerekmektedir.” dedi.

Çağdaş Hukukçular Derneği adına söz alan Av. Ceren Yılmaz, “Burada sizlerin acısını paylaşmaktan ve hak mücadelenizde dayanışmaktan onur duyuyorum. Hepizin başı sağ olsun diyor, kaybettiğimiz canları saygıyla anıyorum.” dedi. Ardından depremle ilgili davalarda yaşanan gerçeklere değinen Yılmaz, “Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. İnsanlık tarihinde bütün haklar mücadeleyle kazanılmıştır. Daha önce hukukta, yasalarda yer almayan bir çok hak ve mevzu direnerek, mücadele edilerek gündeme getirilmiştir. Bugün deprem vb. davalarda en önemli sorun, bununla ilgili bir mevzuatın olmamasıdır. O nedenle 11. Yargı Paketinin 27. Maddesine karşı yürütülen mücadele sonucunda yazılan metinde “deprem suçları hariç” ifadesi yer almıştır. Bu ifade belki mevzuatta olmadığı için Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilebilir ama bu ifadenin bu kanunda yer alması çok önemlidir ve bunun mevzuatının oluşturulması da bundan sonra sürdürülecek hukuk mücadelesiyle sağlanacaktır. Bilinçli taksir ve olası kast mevzusuna gelirsek, deprem vb. toplu ölüm veya öldürmelerde bu ayrım çok önemlidir. Örneğin bilinçli taksirden yargılan bir müteahhit onlarca kişinin ölümüne yol açan bir bina yapmışsa, bir kez ceza almaktadır. Olası kasttan yargılandığında ise orada ölen her kişi için ayrı ayrı ceza almaktadır. Bu caydırıcılık bakımından da çok etkileyicidir. Biz onun için deprem suçlularının olası kasttan yargılanmasını istiyoruz. Bunu gerçekleştirdiğimiz zaman yas tutma hakkından söz edebiliriz.” dedi.

Anma programı, Halk Ozanları Kültür Derneği Başkanı Kenan Şahbudak’ın bağlama eşliğinde söylediği ağıtlar, umut yüklü türkülerle sona erdi.    

Exit mobile version