Colani Yönetiminden Alevilere Yönelik Tasfiye Dalgası: Kamu Çalışanları Keyfi Olarak İşten Çıkarılıyor

Rachel Ghannoum

Suriye’de son dönemde yaşanan gerilimli süreçte, Colani liderliğindeki hükümetin çeşitli illerde Alevi toplumuna yönelik sistematik bir “keyfi işten çıkarma” operasyonu başlattığı bildiriliyor. Özellikle Hama kırsalındaki Masyaf Hastanesi’nde görev yapan doktor ve sağlık çalışanlarının hedef alınması, bu baskı politikasının son halkasını oluşturuyor. Bölgedeki mezhepsel gerilimin zirve yaptığı bir dönemde gelen bu hamle, halk arasında büyük bir öfke ve huzursuzluğa yol açmış durumda.

Sistematik Bir Baskı Aracı: Keyfi İşten Çıkarmalar 
Gelen raporlara göre, son birkaç hafta içinde çoğunluğu sağlık sektöründe olmak üzere yaklaşık 10 bin Alevi asıllı vatandaş kamu görevinden ihraç edildi. Bu durum, bölgenin sosyal ve mesleki yapısında kritik rol oynayan bir topluluğa karşı bilinçli bir ayrımcılık uygulandığını kanıtlıyor. Özellikle nitelikli doktor ve hemşirelerin tasfiye edilmesi, zaten çökmekte olan sağlık sistemini daha da çıkmaza sokuyor. Bu uygulamalar sadece belirli bir bölgeyle sınırlı kalmayıp Alevi nüfusunun yoğun olduğu Hama, Lazkiye ve Tartus gibi illere de yayılmış durumda.

“Reform” Adı Altında Toplumu Bölme Stratejisi 
Siyasi analistler, bu işten çıkarma dalgasının Suriye toplumunu mezhepsel fay hatları üzerinden parçalamaya yönelik bilinçli bir strateji olduğunu belirtiyor. Colani yönetiminin, eski rejimle özdeşleştirilen Alevi toplumunu sistem dışına iterek bölgedeki otoritesini sağlamlaştırmayı hedeflediği düşünülüyor. Ancak bu politika sadece bireyleri cezalandırmakla kalmıyor, eğitim ve sağlık kurumlarını da işlevsiz hale getirerek toplumsal dokuya zarar veriyor.

İşine son verilen bir doktor yaşadıklarını şu sözlerle özetliyor: “Biz sadece hastalara hizmet ediyorduk. Hiçbir siyasi çatışmaya girmediğimiz halde sadece kimliğimiz nedeniyle kapı dışarı edildik.” Bir başka çalışan ise meselenin sadece iş kaybı olmadığını, temel vatandaşlık haklarının ellerinden alınarak hayatlarının karartıldığını vurguluyor. Uzmanlar, bu durumun azınlıkları sindirme ve toplumdaki güven bağlarını tamamen koparma amacı taşıdığına dikkat çekiyor.

Baskıların bu şekilde sürmesi halinde Suriye’nin sosyal ve siyasi bir felakete sürükleneceği öngörülüyor. Çaresizlik içindeki halk, bir yandan uluslararası toplumun müdahalesini beklerken diğer yandan içeride bir halk ayaklanmasının fitilinin ateşlenebileceği konuşuluyor. Suriye içinden ve dışından yükselen sesler, kimlik gözetmeksizin herkes için adalet ve güvenli bir çalışma ortamı talep ediyor.