Bugün 6 Şubat…
Bir takvim yaprağı değil bu.
Bir çığlık. Bir boşluk. Bir enkazın altından hâlâ yükselen sessiz yardım çağrısı.
O gün yalnız binalar yıkılmadı.
İnsanların güven duygusu yıkıldı.
Bir evin kapısı bir daha açılmadı.
Bir çocuğun uykusu yarım kaldı.
Bir annenin “Neredesin?” diye seslenişi duvarlara çarpıp geri döndü.
Ve biz… Biz, geç gelen her yardımın, duyulmayan her sesin ağırlığını hâlâ taşıyoruz.
Bize “kader” dediler.
Ama biz biliyoruz: Bu kader değildi.
Kader; betonun içine hile karıştırmak değildir.
Kader; denetimi kâğıt üstünde bırakmak değildir.
Kader; bilim insanlarının uyarılarını görmezden gelmek değildir.
Kader; “rant” uğruna insan hayatını ucuzlatmak değildir.
Kader; “yardım geliyor” deyip saatleri, günleri yutmak değildir.
Deprem doğanın gerçeği olabilir.
Ama bu kadar ölüm… bu kadar yıkım… bu kadar çaresizlik…
Doğanın değil, ihmâlin eseridir.
Ve biz artık şunu söylemek zorundayız:
Bu ülkenin insanları, göz göre göre toprağa verilmemeliydi.
Biz bugün yalnızca ağlamıyoruz.
Bugün öfkeliyiz.
Çünkü acımızın üzerine bir de yalan serildi.
Çünkü enkazın üzerine bir de “normalleşme” örtüsü çekildi.
Çünkü kaybettiklerimizin ardından, sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıldı.
Oysa biz biliyoruz: Unutmak, yeni felaketlerin davetiyesidir.
Biz unutmuyoruz.
Biz susturulmak istemiyoruz.
Biz “geçmiş olsun” cümlesiyle kapanacak bir acı yaşamıyoruz.
Biz hesap sorulmadan kapanmayacak bir yarayı taşıyoruz.
Bugün burada bir kez daha söylüyoruz:
Bu bir doğal afet değil sadece; bu aynı zamanda bir yönetim ve vicdan enkazıdır.
6 Şubat’ta kaybettiklerimizi rahmetle anıyoruz.
Bu acıyı unutturmayacağız.
Bu ihmâli kader diye yazdırmayacağız.
Avrupa Arap Alevileri Federasyonu










