Home Güncel Sözde “Kurtuluş”tan Karanlık Bir Düzene: Colani Yönetiminde İşkence, Şantaj ve Gizli Mezarlar

Sözde “Kurtuluş”tan Karanlık Bir Düzene: Colani Yönetiminde İşkence, Şantaj ve Gizli Mezarlar

Kaynak: Sosyal medya

Rachel Ghannoum

Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye, vaat edilen adaletli geçiş sürecine girmek yerine, baskının daha vahşi ve ham bir türünü üreten yeni bir otoritenin pençesine düştü. Eski sistemin çöküşüyle birlikte; subay, astsubay ve erlerden oluşan eski Suriye ordusu mensupları, hiçbir hukuki dayanak, yargılama süreci veya net bir suçlama olmaksızın geniş çaplı bir tutuklama dalgasına maruz kaldı.

Bu hak ihlalleri sadece askerlerle sınırlı kalmayıp; polis, güvenlik ve istihbarat birimlerine de sıçradı. Ahmed eş-Şara (Colani) liderliğindeki silahlı gruplar evlere baskınlar düzenleyerek bu kişileri, her türlü adli ve insani denetimin dışındaki gizli yerlere kaçırdı.

Alevilere Yönelik Kolektif Cezalandırma

Sadece birkaç gün içinde Alevi toplumu mensupları, Suriye’nin çeşitli bölgelerinde ne iktidar ne de ayrıcalık talep eden, sadece en temel insani haklarını arayan barışçıl gösteriler düzenledi:

  • “Çocuklarımız nerede?”
  • “Hayattalar mı yoksa öldüler mi?”

Ancak bu sorulara verilen yanıt şeffaflık değil, daha fazla dehşet oldu. Saha raporları ve ailelerin tanıklıkları; çok sayıda tutuklunun vahşice infaz edildiğini ve eski ordu mensuplarına yönelik sistematik bir mezhepsel intikam politikasının izlendiğini doğrulamaktadır. Bu tablo, adaletle veya devrimle ilgisi olmayan, tamamen yok etme kültürüne dayalı bir tasfiyedir.

Hapishaneden Ticarete: İnsan Hayatı Karşılığında Şantaj

En korkunç olanı ise Geçici Hükümetin (Colani yönetimi) tutuklama ve infazlarla yetinmeyip, insan hayatını bir ticari meta haline getirmesidir. Ailelerden, çocuklarını serbest bırakmak veya onları sadece birkaç dakika görebilmek karşılığında astronomik meblağlar talep edilmektedir. Pek çok vakada aileler bu paraları ödedikten sonra, çocuklarının aslında günler önce öldürüldüğünü ve ödedikleri bedelin koca bir yalandan ibaret olduğunu acı içinde öğrenmektedir.

Zulüm artık sadece askerlerle de sınırlı değildir. Hiçbir güvenlik birimiyle bağı olmayan silahsız siviller evlerinden, sokaklardan ve iş yerlerinden kaçırılmaktadır. İşkence suçları, yargısız infazlar ve zorla kaybetmeler; Suriye’nin hafızasındaki en kötü manzaraları bu kez “kurtuluş” adı altında yeniden canlandırmaktadır.

Mezarlar Üzerine Meşruiyet İnşa Edilemez

  • Kendi dönemini hapishanelerle başlatan bir yapıya “hükümet” denebilir mi?
  • Elleri bağlı gençlerin cesetleri üzerine nasıl bir “kurtuluş” projesi inşa edilebilir?
  • Evladını arayan acılı annelere şantaj yapmak hangi adalete sığar?

Yapılanlar eski rejimin isimlerinden hesap sormak değil; Suriyelilerin geniş bir kesimine yönelik kolektif bir cezalandırma ve siyasi bir tasfiyedir. Bu insanların tek suçu kimlikleri veya geçmişte devlet kurumlarında çalışmış olmalarıdır.

Sonuç: Suriye Korku Üzerine İnşa Edilemez

Suriyelilerin hayal ettiği yeni ülke; toplu mezarlar, kaçırma ekonomisi veya denetimsiz silahların gölgesinde kurulamaz. Bir istibdadı, daha radikal ve daha az hesap verebilir olan bir başkasıyla değiştirmek devrim değil, ahlaki bir çöküştür. Tarih affetmez; korkunun meşruiyet getireceğini sananlar, dökülen kanın bir devlet değil, sadece bir lanet üreteceğini er ya da geç anlayacaktır.

Exit mobile version