Kadim Bir Ritüelden Çeyrek Asırlık Bir Festivale:

Evvel Temmuz Kültür Sanat Festivali 

Seda Yüce

Bu coğrafyanın binlerce yıllık kadim tarihini, kültür mozaiğini ve halkların bir arada yaşama umudunu harmanlayan Evvel Temmuz Festivali, tüm baskı ve engellemelere rağmen 25. yılına ulaştı. Çok kültürlü ve köklü bir geçmişin, halkların onurlu birlikteliğinin çeyrek asırlık emeğidir Evvel Temmuz Festivali.

Evvel Temmuz, antik çağdan bu yana bölgede yaşayan farklı halkların; yaz mevsiminin gelişini ve hasat zamanını karşıladığı aynı zamanda bereketi, bolluğu ve dayanışmayı kutladığı bir ritüeldir. Adını ‘Bereket Tanrısı’ndan’ alan bu gelenek, halkların ortak hafızasında, barışın ve bir arada yaşamanın simgesi olarak var olagelmiştir. 12 Eylül’ün karanlığında, tüm baskı, tehdit ve engellemelere rağmen 25 yıldır düzenlenen festival aynı heyecan ve coşkuyla yaşam bulmaya devam ediyor.

Depremin Gölgesinde 25. Yıl

Festival, 25. yılında “Bu Toprakların Hafızasıyla, 25 Yıldır Unutmuyoruz, Vazgeçmiyoruz!” şiarıyla gerçekleşti. Ancak bu yılki kutlamalar ne yazık ki iki büyük acının gölgesinde gerçekleşti; 

Yıkıntılar arasında Çoğalan Ses:

6 Şubat depremlerinde büyük yıkım ve kayıpların ardından kentimiz iktidarın yeni talan ve rant politikalarıyla yağmalanıyor. Depremin üzerinden geçen 2,5 yıla rağmen depremzede bölge halkının, barınma ihtiyacı başta olmak üzere hiçbir sorunu çözülmemiş, en temel ihtiyaçlar dahi karşılanmamıştır. Tüm zorluklara rağmen ‘ma rihnna, nihna hön’ diyerek bir kentin geçmişine ve geleceğine sahip çıkmaya çalışan halkımız yaşam mücadelesini sürdürürken iktidarın “acele kamulaştırma” adı altında Mağarcık, Kurtderesi, Vakıflı, Hıdırbey ve Mızraklı gibi mahallelerde halkın arazilerine el koymasına tanıklık ediyoruz; yüzlerce yıllık zeytinlikler ve narenciye bahçeleri yok ediliyor; emekle yoğrulmuş bir miras göz göre göre talan ediliyor. Bölgenin demografik yapısını değiştirmeye ve kültürel çeşitliliğini yok etmeye yönelik iktidar çabalarına karşı, halk geçmişte olduğu gibi bugün de sağduyuyla tarihine ve kültürüne sahip çıkarak bu girişimleri püskürtmeye devam ediyor.

Festivalin programında “Deprem Sonrası Hatay’da Yaşanan Mülkiyet, Barınma ve Çevre Sorunları” başlıklı bir panel yer aldı ve çözüm ile mücadele yolları tartışıldı.

Savaş ve Soykırıma Karşı Halkların Birliği:  

Yıllardır savaş ve çatışmaların ortasında kalan Suriye’nin, 8 Aralık günü Colani yönetimindeki cihatçı çetelere, ABD öncülüğündeki emperyalist odaklar tarafından teslim edildiğine hep birlikte tanık olduk. Paramparça edilmiş bir medeniyetin yıkıntıları arasında tüm renkliliği ile bir arada yaşayan halklar bir kez daha gerici, cihatçı çetelerin karanlığında boğulmak isteniyor. Colani liderliğindeki HTŞ, soykırıma “Esad artığı” propagandasıyla Alevilerden başladı. Alevi köylerinde toplu mezarlar bulunurken, kayıp kadınların akıbetine dair her haber yeni bir travma yaratıyor. Bölgede yaşayan Hristiyanlara, Dürzilere, Kürtlere, kadın ve çocuklara yönelik katliamlar tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşiyor. Bu soykırım ve katliamlara karşı, güçlü bir halk sesini yükseltmek ve bölge barışını inşaa etmek her zamankinden daha fazla görev yüklüyor bizlere.  

Festival kapsamında düzenlenen “Soykırım İkliminde Alevilerin Geleceği: Riskler, Olanaklar, Olasılıklar” başlıklı sempozyumda bu gerçek masaya yatırıldı. Ulusal ve uluslararası Alevi örgütleri ile aktivistlerin katılımı ve Ehlen Dergisi’nin  katkılarıyla ortak mücadele yolları tartışıldı. Sempozyumun sonuç bildirgesinden şu vurgular yer aldı: 

“Sempozyumumuz en başta Suriye’ de yaşanan soykırıma karşı çıkmak üzere ve bölge ülkelerinin tümünde karşımıza çıkan Alevi topluluklara yönelik düşmanlaştırıcı politikalara ilişkin olarak tüm Alevi toplulukları ve kurumlarını ortak mücadele alanlarına ve dayanışmaya davet eder. Bu anlamda, yeni bir Alevi kamusunun inşası için her topluluğun tarihsel bir sorumluluğu olduğunu beyan eder.  

Bugün Suriye’den yükselen Zerka Anamızın sesi hepimizin sesi olduğu gibi, Zerka  Anamız, “babasına ana olan Fatıma-t-’ül-Zehra” gibi hepimizin anasıdır ve hepimiz adına tüm dünyaya sesleniyor: FŞERTO!  

Ve biz de Dersim’den Seyit Rıza’nın sesini Zerka Anamızın sesine katıyoruz: “Biz sizin yalanlarınızla baş edemedik, bu bize ders olsun. Ama sizin önünüzde de asla diz çökmedik, bu da size dert olsun!” 

Sempozyumumuz Suriye’de soykırıma uğrayan bütün canlarımızı aramızda bilir ve  soykırım ya da pogrom tehditleriyle yüz yüze yaşayan tüm Alevi canlarımıza seslenir:  

“LAHMUKE LAHMİ, RUHUKE RUHİ, WE DEMMUKE DEMMİ!”

Kadınların, Çocukların ve Kültürün Sesi:

Festival, bu yıl Kadın Şenliği’nin ikincisini gerçekleştirdi. Depremle birlikte kadınların omzunda artan yüklere ve kadınların karşı karşıya kaldığı her türlü şiddete  karşı dayanışmayı  ve mücadeleyi büyüten kadınların sesi bu yıl da buluşarak çoğaldı. Medeni haklar tartışıldı, Arapça ve farklı dillerde ezgiler, maniler yankılandı Samandağ sokaklarında… Kadınlar  birbirinden aldığı güçle bir kez daha haykırdı: “Susmuyoruz, Korkmuyoruz, İtaat etmiyoruz!” Çocuk şenlikleri çocukların oyun ve sanatla kendilerini ifade etmelerini sağladı. Bu etkinlikler, onların hem eğlenmesine hem de dayanışma duygusuyla güçlenmesine katkı sundu. Böylece bu bayramın ve kültürün yaşatılmasına en büyükten en küçüğe herkes ortak oldu.

Bereket Kar’ın Anısına:

Yaşamını Ortadoğu halklarının eşitlik ve özgürlük mücadelesine adamış ve festivalin bugünlere taşınmasında çok fazla emeği olan yoldaşımız Bereket Kar, Ocak ayında aramızdan ayrıldı. Samandağlı olan Kar’ın anısına, bu yıl  Bereket Kar Barış Koşusu’nun ilki düzenlendi. Bereket Kar’ın  anıları ve mücadelesi Evvel Temmuz’un sıcaklığında yaşatılacak.

Tarih, Hafıza ve Coğrafyanın Buluşma Noktası: 

Ehlen Dergisi katkılarıyla Kebusiye’nin (Kapısıyu) taşlarında ve yollarında gerçekleştirilen “Coğrafya Kimliğimizdir: Doğa Yürüyüşü ve Tarih Sohbetleri” etkinliği, Evvel Temmuz Festivali’nde tarih, hafıza ve coğrafyanın iç içe geçtiği büyülü bir yolculuğa dönüştü. Katılımcılar, coğrafyanın belleğinde geçmişin izlerini bugünün tanıklığıyla birlikte yaşadı.

Zamanın Tanıkları Konuşuyor:

“Geçmişten Günümüze Evvel Temmuz: Zamanın Tanıkları Anlatıyor” etkinliğinde söz, doğrudan festivalin hafızasını taşıyanlara bırakıldı. Arapça şiirler, maniler, şarkılar ve anlatılarla Evvel Temmuz, yıkıntıların arasında hafızalarımızda yeniden kök saldı.

Umudu Büyütüyoruz!

Çeyrek asırdır bu toprakların kadim halklarının sesi, coşkusu ve umudu olan Evvel Temmuz Festivali bu yıl, “Bu Toprakların Hafızasıyla 25 Yıldır Unutmuyoruz, Vazgeçmiyoruz” şiarıyla bir haykırış olarak büyümeye devam ediyor.

Evvel Temmuz Kültür ve Sanat Festivali, halkların ortak yaşam kültüründen aldığı güçle; umudu büyütmeye, dayanışmayı çoğaltmaya ve direnişi geleceğe taşımaya dün olduğu gibi bugün de , yarın da devam edecek..

 Nice evvel temmuzlara.

(Ehlen Dergisi’nin 8-9. sayısında yayımlanmıştır, Eylül 2025, Yıl:3 Sayı:8-9)