İnsanlık Işığını Taşıyanlar: Alevi Ruhunun Derinliği

Murtada Çekmecelioğlu

Şair ve filozof Mekzûn El-Sincari’nin;


“Qaryeti el-dunya w ehli men ʕaleyha – Kullu ḥayyin mislu qalbi ṣâra qalbuhu”

قريتي الدنيا وأهلي من عليها

كل حي مثل قلبي صار قلبه  

veciz sözüyle başlıyoruz:

Benim köyüm yeryüzüdür, onun ahalisi de benim ailemdir. –

Kalbi benim gibi olan her canlının kalbi O’nun kalbi olmuştur.

Alevilik sadece bir inanç sistemi değil, yürekle akan bir bilinçvarlıkla bütünleşmiş bir idrak halidir. Evreni bir köy bilen, tüm insanlığı ailesi olarak gören; kalpleri gök kubbe gibi birbirine yansıtan bir hakikat anlayışıdır.

“Ve her canın canı, benim öz canım gibi”

Aleviler, tarih boyunca sadece dinlerin değil, insanlık mirasının da taşıyıcıları olmuşlardır. Onların bilinci; Eflatun, Aristoteles, Epiktetos, Hermes gibi düşünürleri; İbrahim’in sahifeleri, Musa’nın Tevrat’ı, İsa’nın İncil’i, Davud’un Zebur’u ve Muhammed’in Kur’an’ını bir “tek hakikat armonisi” içinde değerlendirir. Bu bütüncül yaklaşım, Aleviliğin sentezcibirleştirici ve evrensel niteliğini ortaya koyar.


Alevilik: Hz. Âdem’den Kıyamete Uzanan İnsanlık Bilinci

Alevilik, yalnızca bir mezhep ya da inanç sistemi değil; insanlığın yaratılışından bugüne uzanan bir bilinç yolculuğudur. Bu yolculuk, Hz. Âdem ile başlar; Hz. İdris’in hikmetiyle derinleşir, Hz. Nuh’un sabrıyla taşar, Hz. Musa’nın adaletiyle şekillenir, Hz. İsa’nın sevgisiyle yücelir ve Hz. Muhammed ile kemale erer. Bu yol, kıyamete kadar sürecek olan bir hakikat arayışıdır.

Hz. Âdem: Bilincin Tohumu

Alevi öğretisinde Hz. Âdem, sadece ilk insan değil; aynı zamanda ilk bilincin taşıyıcısıdır. Ona öğretilen “isimler” (Esma), varlığın sırlarını ve evrenin hakikatini temsil eder. Bu isimler, Alevi yolunun özündeki “marifet”in başlangıcıdır. Âdem, insanın içsel yolculuğunun ilk adımıdır.

Hz. İdris: Hikmetin Mimarı

Hz. İdris, Alevi geleneğinde bilgelik ve yazının peygamberidir. Ona atfedilen kitaplar ve göksel bilgiler, Alevi öğretisinin “akıl ve hikmetle Allah’a varma” ilkesinin temelini oluşturur. İdris, göğe yükselen bilincin sembolüdür.

Hz. Nuh: Sabır ve Direniş

Nuh’un tufanı, sadece fiziksel bir felaket değil; hakikatin inkârına karşı bir direniştir. Alevilikte Nuh, inancın zor zamanlardaki sabrını ve teslimiyetini simgeler. Onun gemisi, Alevi yolunun “canları koruyan” metaforik bir sığınağıdır.

Hz. Musa: Adaletin ve İsyanın Sesi

Hz. Musa, zalimlere karşı direnişin ve halkı özgürleştirme mücadelesinin peygamberidir. Alevi düşüncesinde Musa, “Zulme karşı mazlumun yanında olmak” ilkesinin tarihsel temsilcisidir. Onun Tevrat’ı, Alevi bilincinde adaletin ve ilahi emrin sesi olarak yankılanır.

Hz. İsa: Sevginin ve Merhametin Işığı

Hz. İsa, Alevilikte evrensel sevginin ve ruhsal arınmanın peygamberidir. Onun “öteki yanağını çevir” öğretisi, Alevi muhabbetinin ve hoşgörüsünün temelidir. İsa’nın İncil’i, Alevi yolunda kalbin diliyle okunur.

Hz. Muhammed: Hakikatin Mührü ve 12 İmamların Yoluyla Aydınlanan Bilinç

Hz. Muhammed, Alevilikte “nur”un tamamlayıcısıdır. Onun getirdiği Kur’an, Alevi öğretisinin zahir ve batın boyutlarını birleştirir. Hz. Ali ile birlikte, bu yolun irfan ve velayet boyutu şekillenir. Alevilik, Muhammedî sevgiyle Ali’nin hikmetini birleştirerek “birlik”e ulaşır.

Bu birlik, yalnızca iki şahsiyetle sınırlı değildir; Alevi inancı, Hz. Ali’den başlayarak 12 İmamlar silsilesiyle devam eden bir manevi rehberlik zincirine dayanır. Her imam, kendi döneminin zulmüne karşı direnişi, hikmeti ve adaletiyle bu yolun bir ışığı olmuştur.

 Alevilikte 12 İmam İnancı

  • Hz. Ali (1. İmam): İrfanın ve velayetin kapısıdır. Adaletin ve hikmetin sembolüdür.
  • Hz. Hasan (2. İmam): Barışın ve sabrın temsilcisidir.
  • Hz. Hüseyin (3. İmam): Zulme karşı direnişin ve fedakârlığın simgesidir. Kerbela, Alevi bilincinde bir vicdan kıyamıdır.
  • İmam Zeynel Abidin: Tevekkül ve dua ile direnişi sürdürmüştür.
  • İmam Muhammed Bakır: İlim ve hikmetin yayılmasını sağlamıştır.
  • İmam Cafer-i Sadık: Alevi öğretisinin felsefi ve tasavvufi temellerini şekillendirmiştir.
  • İmam Musa Kazım: Sabır ve teslimiyetin örneğidir.
  • İmam Ali Rıza: Hoşgörü ve hikmetle halkın gönlünü kazanmıştır.
  • İmam Muhammed Takiİmam Ali Nakiİmam Hasan Askerî: Her biri zulüm altında yaşarken, inancı korumanın ve yaymanın örnekleri olmuşlardır.
  • İmam Mehdi (12. İmam): Alevi inancında hâlen hayatta olan ve zuhuruyla adaleti tesis edecek olan manevi kurtarıcıdır.

Bu 12 İmam, Alevi yolunun manevi mihverleridir. Onların yaşamları, sadece tarihsel değil; ruhsal birer rehberliktir. Alevilikte imamlar, Allah’ın nurunu taşıyan ve insanlığa hakikat yolunu gösteren “can ışıkları”dır.

Kıyamete Kadar Süren Yolculuk

Alevilik, zamanla sınırlı bir inanç değildir. O, kıyamete kadar sürecek olan bir bilinç hâlidir. Her çağda, her coğrafyada, her gönülde yeniden doğar. Bu yol, sadece geçmişin değil; geleceğin de ışığıdır. Alevi öğretisi, insanın içsel kıyamını, yani hakikate uyanışını hedefler.


Yunan Felsefesi ve Alevi Bilinci

Alevilikte akıl, düşünce ve sorgulama kutsaldır. Bu yaklaşım, özellikle Eflatun’un idealar dünyasıAristoteles’in etik öğretisiEpiktetos’un sabır ve erdem felsefesiHermes’in ezoterik bilgeliği ile bire bir örtüşmektedir.

Eflatun’un “gerçek bilgi ruhla kavranır” sözü, Alevi erenlerinin “gözle değil, gönülle gör” anlayışıyla birebir aynıdır.
Aristoteles’in “erdem, bilgelikle birleşmiş sevgiyle olur” düşüncesi, Aleviliğin yol erdemini tanımlar.
Hermetik öğreti, “Yukarıda ne varsa aşağıda da o vardır” der; bu, Alevilikteki “insan-ı kâmil” anlayışının felsefi temelidir.

Alevilik, bu kadim filozoflardan sadece etkilenmemiştir; onları kendi metafizik sistemi içinde eriten, dönüştüren bir bilinç yapısına sahiptir. Bu da onu, salt dini değil, felsefi bir yaşam tarzı haline getirir.


Muhabbet, Sevgi ve Hakikat

Alevilik bir “muhabbet mektebidir.” Bu muhabbet, kişisel sevgiden çok daha öte; tüm varoluşa yönelmiş bir şefkathalidir. Alevilikte sevgi, “Tanrı’nın tecellisidir”; bu yüzden sevmek, ibadetin en yücesidir.

“Allah’ı savunmak gerekmez. Allah’ın yolunu aydınlatmak gerekir.”
“Sevgiyi sadece yüce ruhlar başarabilir.” – Hasan Mekzûn

Bu sözlerdeki bilgelik, Aleviliğin şiddete değil sevgiye, cezaya değil merhamete dayalı anlayışını özetler. Alevilik, asla öteki yaratmaz; “Yaratılanı severiz, Yaradan’dan ötürü” ilkesi, sadece sözde değil, Alevi yaşamının bizzat özü olmuştur.


Alevilik ve Günümüz İslam’ı: Vahhabi-Selefi Zihniyete Karşı Bir Işık

Günümüzde İslam dünyasının birçok yerinde, Selefi-Vahhabi zihniyetin dayattığı katı, yasakçı, cezacı ve dogmatik din anlayışı, insan ruhunu karartmakta; kadını, doğayı, sanatı, felsefeyi dışlayarak bir karanlık çağ yaratmaktadır.

Bu zihniyetin en temel özelliği, aklı dışlamasısevgiyi zayıflık görmesifarklı olanı düşman ilan etmesidir.

Alevilik ise bunun tam karşısında durur:

  • Alevilik, aklı rehber,
  • sevgiyi esas,
  • doğayı kutsal,
  • kadını eşit,
  • felsefeyi ibadet sayar.

Bu yönüyle Alevilik, yalnızca teolojik değil, etik ve varoluşsal bir direniş felsefesidir. Alevi yolu, taassuba, cehalete ve şiddete karşı; bilgi, sevgi ve adaletin ışığını taşır.


Alevi Kimliği: Ruhsal Bir Bağlılık

Şair Ebu Nevves şöyle der:

“Nesebini sorduğunda Alevi değilse, kişinin ahiret günü övüneceği hiçbir şeyi yoktur.”

من لم يكن علوياً حين تنسبه فما له في قديم الدهر مفتخر  

Bu ifade, Aleviliğin soy değil, ruh meselesi olduğunu ortaya koyar. Alevilik, ahlaki bir duruşirfani bir yöneliş,ruhsal bir kimliktir. Sadece doğuştan değil, bilinçle seçilerek yaşanan bir yolculuktur.

El-Hüseyn Bin Hamdan El-Hasîbî şöyle der:

“Alevi, sahibini taşıyan yürüyen bir kabirdir.”

العلوي قبرا يمشي بصاحبه

Bu derin mecaz, nefsin ölümüyle hakikatin doğuşunu, Alevi yolunun fedakârlık, tevazu ve içsel uyanış temellerini anlatır.


Sonuç olarak: Alevilik – Hakikatin Işığıdır

Alevilik, yalnızca bir inanç değil; insanlık tarihine serpilmiş bir ışık demetidir.
Felsefeyi, şiiri, irfanı ve sevgiyi birleştiren; karanlığa değil, aydınlığa çağıran bir yaşam yoludur.

“Yol ışıklıysa herkes görür.”

Gerçek Alevilik, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’nin yüce sevgisiyle; bilgiyle, vicdanla ve ruhla yaşanır. Adı değil, özü önemlidir. Kalpten kalbe akan bu ışık, karanlığa değil; sevgiye, barışa ve hakikate yürüyenlerindir.

(Ehlen Dergisi’nin 8-9. sayısında yayımlanmıştır, Eylül 2025, Yıl:3 Sayı:8-9)