Doğal Afetten Politik Felakete

Olaf Rocksien

Hakan Mertcan & Heval Bozbay

6 Şubat 2023 tarihinde Türkiye ve Suriye’de meydana gelen depremde on binlerce insan hayatını kaybetti, yüzbinlerce insan yaralandı, çok sayıda insan evsiz kaldı, hayvanlar öldü, kültürel varlıklar yok oldu. Depremin üzerinden aylar geçmesine rağmen deprem bölgelerindeki insanlar halen çok ciddi barınma, beslenme, sağlık gibi temel sorunlarla ve maalesef bunlar yetmiyormuş gibi siyasi baskı ve manipülasyonlarla karşı karşıyalar.

Depremin etkilediği birçok yerden acı bir haykırış yükseliyor: “Devlet nerede? / Devlet burada yok!” Gerçekten de devlet yok muydu yoksa, tam da karakterine uygun bir biçimde kendini göstermeyerek mi oradaydı, devlet teorisi ile ilgili bir tartışma için bu yazı elverişli değil ama sadece birkaç hususu vurgulamak yerinde olur. Halk, devlet nerede derken, devletin kendine meşruluk sağlayacak bir alanda ve zamanda “şefkatli” eliyle ortada görünmemesine ve/veya depremin katliama dönüştürülmesine isyan ediyor!

Mevcut anayasanın “değiştirilemez” maddelerine göre Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir! Bu niteliklerin kırıntısının dahi kalmadığının, geniş toplum kesimlerince, acı bir biçimde deneyimlenmesinin çığlığıdır, “devlet nerede” söylemi. Egemen “Türk-Sünni Müslüman” kimlik dışında yer alan topluluklar, en insani durumlarda dahi devletin şedit yüzü ve dehşetli bedeniyle karşılarına dikilmesine yabancı değildir ya da yangını izleyen itfaiye ekibi rolündeki gibi, olup da olmama haline! Devletin karakteri konusunu daha fazla uzatmadan, en hafif söylemle şu tespit edilebilir: Depremzedelere yardım ulaştırılmasında ciddi zafiyetler içinde olan devlet, toplumun sivil inisiyatif ve örgütlenmelerle kendi yaralarını sarmaya çalışmasına, halkın dayanışmasına da engel olmak için adeta seferberlik halinde.[1] İlan edilen OHAL’in de felakete uğrayan halkı değil, egemenlerin kendilerini/iktidarlarını bir politik depremden kurtarmaya yönelik olduğu açıktır.

Deprem bölgesinde yaşanan en yakıcı sorunların başında barınma, beslenme ve sağlık ihtiyaçları yer almaktadır. Depremzedelerin çadır, konteyner vb. barınak ihtiyacının devletin ilgili kurumları tarafından halen yeterince karşılanmadığı bir sır değil. Yeterli barınma olanağına kavuşamamış on binlerce depremzede, canları pahasına da olsa hasarlı binalarına girmek zorunda bırakılmış ve neticede bu koşullar, 20.02.2023’te Antakya’da (Samandağ ve Defne) meydana gelen depremlerle beraber yeni can kayıpları ve ciddi mağduriyetler yaşanmasına yol açmıştır.      Acil ve insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik girişimler      de hükümetin ideolojik tutumu ve siyasal hesapları dolayısıyla türlü engellerle karşılaştığı medya organlarına ve kamuoyuna yansımıştır.      Kızılay’ın depremzedelere çadır dağıtacağına, kimi yardım kuruluşlarına çadır satma skandalı ise olan bitenin üzerine adeta tüy dikmiştir[2]           

Sadece yurt içinden deprem bölgesine giden bazı yardımlara değil Avrupa ülkelerinden sivil organizasyonların gönderdiği kimi yardımlara da resmi yetkililerce, koordine etme bahanesiyle el konulduğu görülmektedir.[3] Üstüne üstlük, toplumun dayanışmak ve yaralarını sarmak amacıyla oluşturduğu sivil inisiyatiflerin çalışmasına da gözaltılar, kayyum atama vb. biçimlerde engel olunmaktadır. Yurtdışından gönderilen yardımların istenilen adreslere ulaştırılamayacağı endişesi deprem bölgelerine yapılan yardımların azalmasına neden olduğunu katıldığımız çok sayıda toplantı ve dayanışma organizasyonlarında gözlemledik.

Güvenilir kaynaklardan, sosyal medya paylaşımlarından ve yıkımı yaşayan bölgelerdeki depremzedelerden, devlet yetkililerinin, bu insani felaket karşısında dahi ayrımcı politikalar yürüttüğü görülmektedir. Depremden etkilenen Kürt, Arap, Alevi nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölgelere, siyasal iktidara muhalif olarak görülen semtlere günlerce kurtarma ekiplerinin gitmediği, yardımların yeterli ve adil bir biçimde dağıtılmadığı vb. yönünde ciddi haberler gelmektedir.[4] İnsanlığa karşı işlenen her suç dil, din, mezhep, ulus vb. fark etmeksizin hepimize karşı işlenmektedir; muktedirlerin nefret dili; küfür ve tehditlerle “not ediyoruz sizi” şeklinde, topluma yönelik parmak sallamaları karşısında,  büyük insanlık da bu suçları kaydetmek ve hesabını sormakla mükelleftir.

Deprem bölgesinden yansıyan bir başka kaygı verici konu da sahipsiz kalan çocukların durumudur. Deprem nedeniyle sahipsiz kalan çocukların peşindeki organ mafyasının yarattığı korkunun[5] yanı sıra, ebeveynlerini kaybeden, kaybolan veya kimliği bilinmeyen çocukların resmi yetkililerce dinci organizasyon ve tarikatların eline verildiğine dair ciddi iddialar bulunmaktadır.[6] Tüm bu iddialar karşısında duyarlı olmanın ve hakikat arayışının tüm demokratik kişi ve kurumların, insan hakları savunucularının temel bir görevi olduğu aşikardır!

Depremin meydana geldiği alan içinde, Kürt, Arap ve Alevilerin yoğun olarak yaşadığı bölgeler yer almaktadır. Türk-İslamcı ideolojinin ve politik muktedirlerin bu bölgelerde uzun süredir pogromlar, katliamlar, asimilasyon vb. politikalarla demografik yapı değişiklikleri yaratma çabalarında olduğu bir sır değildir. Yaşanan bu depremin, siyasal egemenler tarafından bölgenin demografik yapısını değiştirmeye yönelik bir fırsat olarak değerlendirilmesi de asla kabul edilemez. Bu süreçte mecburen başka yerlere göç etmek zorunda kalan bölge insanlarının asırlardır yaşadıkları kadim topraklarına geri dönüşü için makul planların mutlaka yapılması gerekmektedir. En geniş anlamda muhaliflerin de anti-kapitalist, alternatif, kolektif yeni sosyal yaşam formlarını bu yıkıntılar arasından örmeye başlamasının, bu meseleyi gündemlerinin merkezine almasının sadece depremzedeler için değil bütün bir insanlık için umut ve güç vereceğini düşünüyoruz.

Son olarak, her ne kadar deprem Türkiye ile özdeşleşmiş olsa da depremden etkilenen bölgelerin arasında Suriye’nin birçok bölgesi yer almaktadır. 10 yıldan fazla süredir savaşın ve uluslararası ambargonun yarattığı acılarla boğuşan Suriye halkları, bu deprem ile bir başka büyük yıkım yaşadı. Buradaki halklar adeta kendi kaderiyle baş başa bırakılmış durumdadır. Uluslararası toplum ve yetkili kuruluşlar Suriye halklarının acılarına kör olmayı artık bırakmalıdır! Yaşanan trajedinin yarattığı baskıyla, ABD ve Avrupa Birliği’nin Suriye’ye yönelik yaptırımları geçici olarak gevşetmesi[7] kamuoyunun vicdanını rahatlatmaya yönelik cılız adımlardır.[8] Suriye’nin tüm bölgelerine insani yardımların ulaştırılmasındaki engellerin, kalıcı bir biçimde ortadan kaldırılması gerektiğinin, acil bir insani sorumluluk olarak yetkililerin önünde durmakta olduğunu vurgulayarak yazıyı bitirmek isteriz.[9]


[1] “HDP’li Hatimoğulları: 3 gün boyunca devlet yoktu, AFAD’a küreği ben verdim”, Kısa Dalga, 01.03.2023, https://kisadalga.net/haber/detay/hdpli-hatimogullari-3-gun-boyunca-devlet-yoktu-afada-kuregi-ben-verdim_58924 ; “Av. Mehtap Sert: Depremin ilk iki günü devlet, AFAD yoktu, Hatay sahipsizdi”, Pirha, 11.02.2023, https://pirha.org/av-mehtap-sert-depremin-ilk-iki-gunu-devlet-afad-yoktu-hatay-sahipsizdi-video-361549.html/11/02/2023/

[2] “The Turkish Red Crescent Scandal: They sold tents after the earthquake”, GercekNews, 02.03.2023, https://www.youtube.com/watch?v=6QsqeLhOMD8

[3] “Yurttaş dayanışmasına AFAD engeli”, Evrensel, 07.02.2023, https://www.evrensel.net/haber/481445/yurttas-dayanismasina-afad-engeli ; “HDP’li belediyenin topladığı deprem yardımına el konuldu”, Sol Haber, 07.02.2023, https://haber.sol.org.tr/haber/hdpli-belediyenin-topladigi-deprem-yardimina-el-konuldu-365027 ; “HDP’nin soba taşıyan yardım tırına AFAD el koydu”, Evrensel, 15.02.2023, https://www.evrensel.net/haber/482387/hdpnin-soba-tasiyan-yardim-tirina-afad-el-koydu-halka-zulmediyorlar ; “Alevi örgütleri: Cemevindeki dayanışmamız engellenemez”, Bianet, 16.02.2023, https://m.bianet.org/bianet/print/274385-alevi-orgutleri-cemevindeki-dayanismamiz-engellenemez ; Şenay Aydemir, “Kentlerin kaderi toz bulutunun ardında”, Gazete Duvar, 19.02.2023, https://www.gazeteduvar.com.tr/kentlerin-kaderi-toz-bulutunun-ardinda-haber-1604435 ; İngiltere’den deprem bölgesine gönderilen yardım TIR’larına el koyuldu” Gazete Karınca, 16.02.2023, https://gazetekarinca.com/ingiltereden-deprem-bolgesine-gonderilen-yardim-tirlarina-el-koyuldu/

[4] “Alevi örgütlerinden ortak çağrı: Yardımlarımızı engellemeyin”, Halk TV, 07.02.2023, https://halktv.com.tr/gundem/alevi-orgutlerinden-ortak-cagri-yardimlarimizi-engellemeyin-718023h ; “Depremde Alevi köylerine yardım dağıtılırken ayrımcılık yapıldı mı?” (Röportaj), Sol Haber, 27.02.2023, https://haber.sol.org.tr/haber/depremde-alevi-koylerine-yardim-dagitilirken-ayrimcilik-yapildi-mi-367126 ; “HDP’li vekilden deprem bölgesinde alevi ayrımı iddiası!”, Artı TV, 12.02.2023, https://www.youtube.com/watch?v=jKIkXalDLNU ; “Hatimoğulları: Saray rejimi ilk 72 saat bilerek ve isteyerek Hatay’ı ölüme terk etti” (Röportaj), Siyasi Haber, 27.02.2023,  https://siyasihaber9.org/hatimogullari-saray-rejimi-ilk-72-saat-bilerek-ve-isteyerek-insanlari-olume-terk-etti/ ; Hasan Sivri, https://twitter.com/hasansvri

[5] “Kayıp çocuklar nerede?”, Cumhuriyet, 02.03.2023; “Depremde kimsesiz kalan çocuklara organ mafyası tehlikesi”, Cumhuriyet, 15.02.2023.

[6] Alican Uludağ, “Depremzede çocuklar tarikat kontrolüne mi teslim edildi?”, DW, 23.02.2023, https://www.dw.com/tr/depremzede-çocuklar-sakaryada-tarikat-kontrolüne-mi-teslim-edildi/a-64800603 ; “Hani tarikatların elinde depremzede çocuk yoktu?”, Cumhuriyet, 25.02.2023, https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/hani-tarikatlarin-elinde-depremzede-cocuk-yoktu-2055086

[7] “Syria: EU organises airlifts with humanitarian aid to earthquake survivors”, 26.02.2023, European Commission, https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/IP_23_1241 ; “US announces 180-day exemption to Syria sanctions for disaster aid”, The Guardian, 10.02.2023, https://www.theguardian.com/world/2023/feb/10/us-syria-sanctions-exemption-earthquake-relief    

[8] Ayrıca bkz. Bill Van Auken, “Earthquake-ravaged Syria abandoned as Washington continues to pursue its goal of regime change”, WSWS.ORG, 15.02.2023, https://www.wsws.org/en/articles/2023/02/16/wwtp-f16.html

[9] Depremin ardından, Suriye’deki üç büyük Kilise’nin  liderleri de, tüm yaptırımlara derhal son verilmesi çağrısında bulundular. Jonah McKeown, “Christian leaders in Syria call for an end to ‘unjust’ sanctions that they say hamper aid to the needy”, CNA, 08.02.2023, https://www.catholicnewsagency.com/news/253590/christian-leaders-in-syria-call-for-an-end-to-unjust-sanctions-that-they-say-hamper-aid-to-the-needy